Myom (Miyom) Fibroid

Myom (Miyom) Nedir ?

Myom yada tıptaki adıyla leiomyoma rahmi oluşturan düz kas liflerinden köken alan, içinde bağ dokusu elemanları da bulunan iyi huylu urlara verilen addır. Myomlar kadın genital sisteminde en sık rastlanan selim-iyi huylu tümoral oluşumlardır.

Kimlerde Myom (Miyom) Vardır ?

Kadınlarda reproduktif çağ dediğimiz, ergenlik döneminde görülen ilk adet kanamasından menopoza kadar olan üretken dönemin herhangi bir evresinde ortaya çıkabilirler. Ancak en sık oluştukları yaş grubu 30-40 arasıdır. Irklara göre farklılık göstermekle beraber tüm kadınların %20 ile %25'inde myom vardır. Ancak bu rakam bizim klinik olarak saptayabildiğimiz myomların oranıdır. Ultrasonografi ile görülemeyecek kadar küçük, mikroskopik odakları da hesaba katarsak tüm kadınların %70-%80' inde myom (Miyom) olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Doğum yapmamış kadınlarda istatistiksel olarak biraz daha sık myoma rastlandığını biliyoruz. Ancak gebe kalmamak mı myomum oluşumunu kolaylaştırıyor, yoksa myomu olan kadınların bir kısmı daha zor gebe kalabildikleri için mi oranlar değişiyor bu nokta pek aydınlatılabilmiş değildir.

Bir de hemen herkesin kendi çevresinden bile şahit olabileceği bir gerçek vardır. Myomlarda ailesel yatkınlık söz konusudur. Yani anneannesinde, annesinde, teyzesinde, kız kardeşinde myom olan kadınların kendilerinde de myom olma olasılığı diğerlerine göre daha yüksektir.

Neden Myom (Miyom) Olur ?

Myomların oluşum sebebi tam olarak açıklanamamakla beraber myom hücrelerinin bazı kromozomlarında raslantısal olamayacak sıklıkta sitogenetik anormallikler bulunmaktadır. Bu nedenle myometrium hücrelerinde meydana gelen mutasyonlar sonucu oluştukları düşünülmektedir. Ayrıca myomları oluşturan hücrelerin östrogen ve progesteron reseptörleri taşıdıklarını ve bu hormonlarla ilgili değişikliklerden etkilendiklerini biliyoruz. Örneğin östrojen ve progesteron hormonlarının ciddi olarak yükseldiği gebelik döneminde myomlar genellikle büyürler. Bu hormonların sahneden çekildiği menopoz döneminde ise hemen daima küçülürler. Ayrıca menopoz döneminde daha önce varolmayan yeni bir myom nüvesinin oluştuğunu neredeyse hiç görmüyoruz.

Myomların Çeşitleri Var Mıdır ?

Rahimde bulundukları lokalizasyona göre sınıflandırılırlar. En sık rastlanan türler; rahim adalesinin içinde büyüyen intramural myomlar, rahmin dış yüzünde karın boşluğuna doğru büyüyen subseröz myomlar ve rahim iç boşluğuna doğru büyüyen submuköz myomlardır. Bunların dışında daha nadir görülen rahme ince bir bağlantı ile tutunan saplı myom, rahmin yan bağları içine doğru büyüyen intraligamenter myom, saplı myom gibi büyümeye başlayıp sonradan karın içinde başka bir organın yüzeyine yapışıp zamanla rahimle bağlantısı kopan paraziter myom gibi daha nadir türleri de vardır.

Myomlar Ne Gibi Belirtiler Yaparlar ?

Myomu olan tüm kadınların ancak dörtte birinde onları doktora götürecek yakınmalar ortaya çıkar. Vakaların büyük bir kısmı başka bir şikayetle veya rutin kontrol arnacıyla jinekolojik muayeneye gittiklerinde myomlarından haberdar olurlar. Geri kalanların ise myomları vardır ama bunu bilmemektedirler.

Myomların neden olduğu yakınmalar yerleşim bölgeleri ile çok ilintilidir. Genellikle rahmin dışına doğru büyüyenler en az sorun yaratır, iç boşluğa doğru büyüyenler ise adet kanamasının oluştuğu bölgede bulundukları için küçük bile olsalar kanama bozukluğu yaparak hastayı hekime götürürler. Myomlarda kanama bozukluğu rahim iç zarının yüzeyinin genişlemesi ve rahim adalesinin lifsel dizilimi etkilendiği için adet kanaması sırasındaki kontraksiyonların engellenmesi nedeniyle olur. Adet kanamalarının hem miktarı artabilir hem de süresi uzayabilir. Zamanla ara kanama da oluşabilir. Bütün bunların etkisiyle kansızlık meydana gelebilir.

Myomlarda karşılaştığımız bir diğer yakınma da ağrıdır. Kitlesel olarak çok büyüyen myomlar basıya bağlı ağrı yapabilir, saplı myomlar sapları etrafında dönerek irritasyona neden olabilirler, adet kanamasının rahim ağzından dışarı boşalmasını zorlaştıracak lokalizasyondaki myomlar regl dönemine özgü ağrıya neden olabilir, ya da hacimce çok hızlı büyüyen myomlardaki damarsal gelişim bu hıza yetişemezse hücresel yapıda meydana gelen dejenerasyonlar ağrı ya neden olabilir.

Bazen de ön yüzde oluşup mesaneye doğru büyüyen bir myom (Miyom) idrara çıkma sıklığında artışa, arka yüzde büyüyen myomlar ise son bağırsağa bası yaparak kabızlığa yada gaz ve karın şişkinliğine yol açabilirler.

Myomun Tanısı Nasıl Konulur ?

Tanı jinekolojik muayene sırasında kolayca konabilir. Günümüz koşullarında görüntü kalitesi çok gelişen ultrasonografi cihazları ile 4-5 milimetre büyüklükteki myomları bile ayırd edebiliyoruz. Myomların ultrasonografik görüntüleri oldukça tipiktir. Nadiren yan yüzlere doğru büyüyen saplı myomlar yumurtalıkla ilgili kitlesel lezyonlarla karışabilir.

Tanısı Konan Vakaların Takibi Nasıl Yapılır ?

Şikayete yol açmayan ve rastlantı eseri yeni saptanan myomlarda öncelikle büyüme hızları hakkında fikir sahibi olabilmek için 3 ay sonra ultrasonografi tekrarı uygundur. Çok hızlı büyümediği gözlendikten sonra rutin kontrol aralıkları 6 ay olmalıdır. Myomlar genellikle birden fazla olma eğilimindedir. Bu nedenle myom (Miyom) tanısı konan kadınların takibi sırasında yeni nüvelerin saptanması olasılığı yüksektir.

Myomlar Kansere Dönüşebilir Mi ?

Rahim düz kas hücrelerinin kötü huylu tümörlerine leiomyosarkom diyoruz. Genellikle operasyon sonrası patolojik inceleme ile konan bu tanının tüm myomlar içindeki oranı binde 1 ile 5 arasındadır. Ancak bazı araştırmacılar bu lezyonların daha başlangıçtan myomlardan farklı olarak geliştiğini, myomdan dönüşmediğini savunmaktadırlar. Leiomyosarkomların en sık görüldüğü yaş grubu da myomlardan farklı olarak 50-60 arasıdır. Ultrasonografik görünümün bu iki lezyonda da aynı olması doğru tanı konmasını güçleştirir. Bu nedenle oran düşük de olsa hızlı büyüyen myomlarda ve menopoz sonrası büyümeye devam eden olgularda habis olma ihtimaligözönüne alınmalıdır.

Tedavi İçin Ne Gibi Seçenekler Vardır ?

Öncelikle tüm myomların tedavi edilmesinin gerekmediğini belirtmeliyiz. Ancak az önce bahsettiğimiz şikayetlere yol açan ve hızlı büyüyen myomlarda tedavi düşünülmelidir. Şikayete yol açmayan, küçük olan, ya da menopoza yakın yaşlarda olup menopoz sonrası nasılsa küçüleceği düşünülen myomlar sadece takip edilirler.

Myom teşhisi alan hemen tüm hastaların hekimlerine yönelttikleri soruların başında ilaç tedavisinin mümkün olup olmadığı gelir. Myomları tümden ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi yoktur. Ancak kansızlık sorunu için demir tedavisi, adet kanaması sırasındaki ağrıyı ve kanama miktarını azaltmak için non-steroid antienflamatuar ilaçlar destek tedavisi olarak düşünülebilir. Hastayı bir süre için suni menopoza sokup hormon desteğini ortadan kaldırdığı için myomların geçici olarak küçülmelerine yol açan GnRh anologları ise cerrahi öncesi hastanın kan düzeyini normale çıkarmak amacıyla zaman kazanmak ve zor lokalizasyondaki myomlarda operasyon sırasındaki doku hasarını ve kanamayı azaltmak için kullanılmaktadır. Myomların bugün için asıl tedavisi cerrahidir. Öncelikle hastanın yaşına, planlanan çocuk sayısını tamamlayıp tamamlamadığına göre sadece myomun mu çıkarılacağı, yoksa rahmin tümden mi alınacağına karar verilir. Sadece myom çıkarılacaksa rahmin dışına doğru büyüyen myomlarda laparoskopik yaklaşım, adele içi gelişenlerde açık cerrahi, rahmin iç boşluğuna doğru büyüyenlerde histeroskopik yaklaşım öncelikle düşünülür. Ancak myomların genellikle birden fazla sayıda ve lokalizasyonda bulunduğu, bu klasik sınıflandırmanın dışında aslında her vakanın birbirinden değişik oluşu ve hekimlerin bu yöntemler konusundaki becerilerinin de farklı olacağı göz önüne alınırsa cerrahi yöntemin planlamasının da her hastada kendine özgü olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Bilinen cerrahi yöntemler dışında son yıllarda tedaviyi girişimsel metotlarla gerçekleştirrneyi amaçlayan yeni seçenekler geliştirilmeye çalışılmaktadır. Myomları çıkarmadan laser, sıvı nitrojen kullanarak veya ısı ile protein denaturasyonunu sağlayarak yerlerinde yok etmeyi hedefleyen yöntemler üzerinde çalışılmaktadır. Bu amaçla uygulanan bir diğer seçenek de myomu besleyen kan damarınının içine katater yardımıyla tıkayıcı madde enjekte ederek embolizasyonunu sağlayan yöntemdir. Şimdilik bazı vakalarda işlem sonrası ciddi ağrı, ateş yada myom çapında istenen küçülmenin elde edilememesi gibi sonuçlar nedeniyle geliştirilmeye ihtiyaç duysa da ileride bu yöntemler daha geniş kullanım alanı bulacak gibi görünmektedirler.

Myomların Gebelikte Ortaya Çıkardığı Riskler Nelerdir ?

Rahim iç boşluğuna doğru büyüyen myomlar embriyonun iç zara yuvalanmasına, plasentanın oluşumuna olumsuz etkide bulunabilir ve düşük sebebi olabilirler. Adale içi myomlar rahim adalesinin irritasyonuna neden olarak prematüre doğuma yol açabilir, doğum ağrıları başladıktan sonra da kasılma kuvvetini azalttıkları için sezaryen olasılığını yükseltirler. Doğum sonrası yine adalenin kasılıp yüzeyi azaltmasını ve plasenta çıktıktan sonra açılan damar uçlarının büzülmesini bozabilecekleri için kanamayı arttırabilirler.

Gebelik Öncesinde Myom Tanısı Konması Durumunda Ne Yapılır?

Böyle bir durumda önce operasyon yapılırsa vakaların bir kısmında operasyon türüne göre periton yapışıklıkları, tüplerde fonksiyon bozukluğu, rahim iç zarı zedelenmeleri ve yapışıklıkları gibi komplikasyonlar söz konusu olabilecektir. Operasyon yapılmazsa bazı vakalarda gebelik seyrinde az önce bahsettiğimiz sorunlar yaşanabilecektir. Bu durumda myomun bulunduğu yere ve büyüklüğüne göre önceden alınması yada bırakılması durumunda neler yaşanabileceği kestirilmeye çalışılır. Gebeliği olumsuz etkilemeyeceği düşünülen myomlar opere edilmez. Gerçekten de myom+gebelik vakalarının büyük bir kısmında ciddi sorun yaşanmaz.

Gebelik sırasında myom tanısı konduğunda ne yapılır?

Myomun yada myomların büyüklük ve yerleşim özellikleriyle gebelik seyrini olumsuz etkileyecek bir durum söz konusu ise ve erken gebelik haftalarında tanı konduysa gebeliğin sonlandırılması ve ardından myom ameliyatı uygulanabilir. Ancak bu çok nadiren gereken bir yaklaşımdır. Çoğu zaman sadece takip yeterlidir. Gebelik devam ederken myomu çıkartmayı gerektirecek kadar acil haller ise çok nadir yaşanır.

Daha önce myomektomi (myom çıkarılması) operasyonu geçirmiş anne adaylarında doğum şekli nasıl olmalıdır?

Eğer operasyon sırasında rahim adale tabakasının tüm kalınlığının kesilmesini gerektirecek bir işlem uygulandıysa, sonradan onarılmış olsa da bu bölge doğum kasılmaları sırasında zayıf bir alan oluşturup yırtılma riski taşıyacağı için sezaryen uygulanmalıdır. Ancak dışa doğru büyümüş bir myom rahim adale tabakasının bütünlüğü fazla bozulmadan çıkarıldıysa, ya da tamamen iç boşluğa doğru büyümüş bir myom histeroskopi ile çıkarıldıysa normal doğum yapılabilir.

Sezaryen sırasında myomlar da çıkarılabilir mi?

Sezaryen sırasında rahmin ulaşmış olduğu büyüklük ve kanlanma düzeyi gebe olmayan bir rahimde kolaylıkla gerçekleştirilebilecek bir myomektomiyi çok zor ve kanlı bir operasyona dönüştürebilir. Bu nedenle riske girmemek için prensip olarak sezaryen sırasında sadece pek kanama riski olmayan saplı ve dar tabanlı dışa doğru büyümüş myomlar çıkarılmalıdır.